Ölümle Tehdit Edilince Evden Ayrılmaya Karar Verdim

Arkadaşlarınızla paylaşın.

Evden kovuldum / çıkmak zorunda kaldım. Öğretmen olmayı istememem ve KPSS sınavına girmek istememem sonucu “ya dediğimi yaparsın ya da ölürsün” Babam (2019). Eğer izimi kaybettirirsem ölmeden yırtarım diye düşünüyorum ama olurda ölürsem haberiniz olsun.  Gerçi ev ararken ölme ihtimalimde var şimdi suçu hemen bir kişiye yüklemeyelim. Demem şu ki, aile yapısı Türkiye’de oldukça ilginç. Çocuğa bir eşya gözü ile bakılması ve bunun “ben onun iyiliğini istiyorum” ifadesi altında meşrulaştırılması çok ilginçtir. Lafa bakar mısınız! Çocuğumun iyiliğini istiyorum ama dediğimi yapmazsa öldürürüm. Allah’ı oynamayı seven anne ve babalar sizi kutluyorum. 

Evlenmem gerek. Bir an önce. Meslek lafının hemen ardından gelen bu evlenme meselesi, ailenin çocuklarının seks hayatının garantisi olarak olaya doğrudan müdahale olarak da düşünülebilir. Sana bir kız bulmak lazım/sana bir koca bulmak lazım hemen her ailenin görevi gibi sürekli daha siz ergenliğe girerken ortaya çıkar ve ta ki siz evlenene kadar devam eder. Evlendiniz tebrikler. 

Artık her dedikodu toplantısında sizin şey yapıp yapmadığınızı ve eşinizin/sizin hamile olup olmadığı “şşt kız yavaş” ünlemleri çevresinde bolca konuşulur. “Evlenmişler ama adam henüz elini sürmemiş dediler. Acaba ne var ki?” diye bir iğrenç sohbet döner. Bu sohbetler çocukluğumdan beri herkesten duyduğum sohbetler olup kimsenin yapmadığı ama bir şekilde duyulan sohbetlerdir.  

Ama benim bu aşamaya henüz gelmediğim ve meslek aşamasında takıldığım doğrudur. Zira evlenmeyi istemiyor olmam da birilerinin beni öldürmesi için bir sebep olarak sunulur ve hiç şüphesiz sevgili Türk yargısı tarafından öldürmek için geçerli bir sebep olarak kabul görebilir. Ancak şunu unutmayalım ki böyle bir neslin kökünü kazıyarak Dünya’ya küçük çaplı bir iyilik yapmış olacağımdan mutlu da olabilirim. Gerçi gelecekte fikir değiştirme olasılığı her zaman vardır ama bu durumun şu anki kararıma saygı gösterilmemesini haklı kılması pek anlaşılır değildir.  

Burada yazdıklarımı anlamıyor iseniz üzülerek haber veriyorum ki sıradan insanlar tarafından beyniniz yıkanmış ve içi karanlık toplum makinasının içinde bir çark haline çoktan gelmişsiniz. Alınmayın veya üzülmeyin çünkü kitap okuyup, söyleşiler dinleyip, yeni kültürler tanıyarak bu makinanın artık paslanıp dökülmeye yüz tutmuş eklem demirlerinden sızan o naçizane ışığı görüp içinde bulunduğunuz makinanın aslında ne mal olduğunu anlayabilirsiniz. Tabi çark olarak yerinizden memnun da olabilirsiniz ki bu konuda yalnız değilsiniz. İçiniz rahat olsun göze batan siz olmazsınız asla. Ama yine de isterim ki o ışığın da farkında olun.  

Bana geri dönersek ev arayıp duruyorum ve gizlice taşınıp gitmeyi planlıyorum. Kolay olmayacağını çok iyi bildiğim bu süreç başarılı bir sonuca varırsa üzerimden tonlarca yük kalkıp birkaç ton yük binecek ama değeceğini düşünüyorum. Zira sokakta kalıp bir köşede ölü bulunursam da şunu bilin ki bu kalp tecrübeleri ve pişmanlıklarıyla birlikte her şeye rağmen mutlu olarak dinlenmeye yatmıştır.  Olmaz ama olur da durumlar iyiye giderse, buradan size yazmaya devam edebilirim.  

Ne olur ne olmaz, hoşçakalın… 


Arkadaşlarınızla paylaşın.