Seneler Sonra Bile…

Seneler Sonra Bile…

Arkadaşlarınızla paylaşın.

Seneler Sonra Bile

Uyarı: Bu parça bir düşünme tetikleyici olması amacıyla yazılmıştır. Beyninizi kullanarak bunların üzerinde düşünüp “daha iyi bir insan nasıl olunur” ifadesi bir amaçtır.

Dün akşam bir belgesel izledim Netflix’te. Kadın haklarından ve feminizmden bahsediyordu. Oldukça ilginç zira daha 1940larda (belki de daha eski) başlayan kadınların eşitlik, saygı ve özgürlük gibi temel haklara sahip olma savaşıaradan onlarca yıl geçmesine rağmen hala bitmedi. 2019 yılına girmemize rağmen dünyanın en zengin bölgelerinden en fakir bölgeline kadar hemen her kadın hala bu mücadeleyi vermek zorunda.

Daha da ilginç olan taraf ise erkeklerin bunu tuhaf bulması. Nasıl olur da bir insanın bu haklara sahip olması sırf cinsiyeti yüzünden reddedilir. Veya neden bir insan sırf cinsiyeti yüzünden daha aşağı bir varlık gibi düşünülür. Bunu yapma hakkını kime kim vermiştir? Din cennet annelerin ayakları altındadır demez mi? Yani sadece kadınların bir anne olabileceğini düşündüğümüzde Cennetin de üzerinde olan bu varlıklara dini bahane ederek kötü davranmayı meşrulaştırmak dini keyfinize göre kullanmak demek değil midir? O halde dini bir kenara bırakalım. Bütün insanlar din olayını işlerine geldiğince ortaya atarlar. Ancak 21. yüzyılda din artık bireysel bir olgudur. Cehaletin kol gezdiği, bilgiye erişimin son derece kısıtlı olduğu dönemde din gerçekten de önemli bir bilgi kaynağı ve yaşam biçimiydi. Ancak geçmişin şartlarından kurtulduğum bu yüzyılda din artık gerçek formu olan bireysel inanç; birey olarak neye inanıyorsunuz şeklinde doğru bir biçime kavuşmuştur. Dinde zorlama yoktur düşüncesi de din ve inanç özgürlüğünü ve dolayısıyla bireylerin birbirlerinin inançlarına ve haliyle birbirlerine saygı duymaları gerektiğini apaçık ortaya koymaktadır.

Ama ilginç bir  şekilde bu saygıdan kadınlar paylarını hak ettikleri kadar alamıyor ve özgürlüklerini yaşayamıyorlar. Bu durumda ise erkeklerin kadınlara olan tavırları çok önem arz ediyor. Zira erkekler kadınları kendilerinden daha önemli veya kendilerine eşit görmek istemiyorlar. Bunun sebebi nedir? Bu soru için herkesin bir cevabı var ancak verilen cevapların ne yazık ki çözüme ulaştıracak bir nitelikleri bulunmuyor. Erkeklerin doğasında güçlü olmak, sadece kadınlardan değil diğer erkeklerden de güçlü olmak, yönetmek, ve üstün görülmek arzusu az ya da çok bulunmaktadır. Peki bu arzular neden kadınlarda olmasın? Olmadığını biliyor muyuz? Mesele şu ki, o kadar uzun süredir bu kötü şartlar altında yaşayan kadınlar artık bunu benimsemiş olduğundan günümüzde yapılan araştırmalar bizi doğru sonuçlara göndermiyor olabilir. İlk insanın doğasını ve özünü anlamak orijinal insanı bilmek bu konuda bize yardımcı olacaktır. Ancak ilk insanların nasıl olduğuna dair ortada dolaşan teoriler binaen konuşursak maymunlar yakın bir tür olduğumuzdan bahsedilir. Ancak maymunları bu konuda baz almak ne kadar doğrudur orasını ben bilemiyorum.

Bu bilimsel yanıtın eksikliği önemli olarak düşünülebilir. Ancak insanlar sadece nesnel yargılardan ibaret değiller. Duygusal varlıklar olarak aklımız, mantığımız, duygularımız bir karışım içerisinde bulunmaktadır ve buna göre hayatımızı devam ettirmekteyiz. Vardığımız kararlar sadece mantık üzerinde değil birden çok faktör bakarak veriyoruz. Örneğin bir cep telefonu alırken en mantıklı olan en az paraya en çok özelliği sunan bir cihaz almaktır. Ancak en çok satın alınan cihazlar arasında iPhonelar bulunur.  Bu basit örnekten yola çıkarak şunu söylemek mümkündür. Kara verirken, ve dolayısıyla birine davranırken ve dolayısıyla yasalarımızı yaparken şunu göz önünde bulundurmak ZORUNDAYIZ: Sadece tek açıdan bakmak yanlıştır. Bir davranışın, bir yasanın, bir iletişimin gerçekleşmesinden önce bunların bu temel üçlü süzgeçten geçmeleri gerekir. Mantıklı mı? Akla yatkın mı? Duygusal olarak doğru mu? Bu üçlü her zaman mükemmeldir şekilde uyuşmayabilir. Ancak eğer bu üçünden bir tanesi bile çok üç bir noktaya varmışsa ortada bir hata var demektir. Yani kendinizi bir kadından üstün görmek mantıklı mı? Hayır. Duygusal olarak doğru mu? Hayır. Akla yatkın mı? Hayır. – Mantıklı değil çünkü sonucunda elde edebileceğiniz faydalı bir olay veya duygu yok. Kendimi iyi hissedeceğim derseniz, duygu filtresine takılırsınız. Duygusal olarak doğru mu? Hayır çünkü başkasına üzüntü veren duygu doğru olan değildir.

Bunun üzerinde biraz düşünün. Katılmadığınız noktalar var biliyorum. Ancak şunu unutmamak fayda var. Siz birine iyi daranmadığınız sürece size iyi davranılmasını beklemek ne kadar doğru bir beklenti olur diye düşünmeli insan.

Benim naçizane tavsiyem şudur zira ben de hayatımı buna göre yaşarım: Sananasıl davranılması istiyorsan başkalarına da öyle davran. Hayatının her alanında bu geçerli.

Netflix belgeseli: Feminists What were they thinking?


Arkadaşlarınızla paylaşın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir