Cep Telefonu ve Baz İstasyonları Kansere Neden Olur Mu?

Cep Telefonu ve Baz İstasyonları Kansere Neden Olur Mu?

Arkadaşlarınızla paylaşın.

Wi-Fi, Cep Telefonu ve Baz İstasyonları Kansere Neden Olur Mu?

Teknolojinin yaygınlaşmasından doğan bir endişe olarak bu soruyu sıkça duyuyoruz. Ya da benzerlerini. Bu konu hem bizim için hem de çocuklarımız için önemli olabilir. Bir de haberlerde duyduğumuz için bazen ürkebiliyoruz. Gelin bahsedelim.

İlk önce bu cihazlardan yayılan dalgalara, daha yaygın duyduğumuz şekilde radyasyona bakalım.

Radyasyon nedir?

Basitçe, radyasyon enerjinin elektromanyetik dalgalar veya atom altı parçacıklar şeklinde yayılmasıdır.

Buradan şunu anlamalısınız: Radyasyon aslında kötü bir şey değildir. Radyasyon enerji salınımı olarak düşünülebilinir.  

Radyasyon farklı türlere sahiptir. Bu türlerden bazıları kötü bilinen kötü etkilere sahiptir.

Elektronik cihazlar, cep telefonlar, Wi-Fi sinyalleri ve baz istasyonları gibi cihazlar radyo dalgaları yayarlar. Bu radyo dalgaları aslında Elektromanyetik radyasyonun bir türüdür.

Elektromanyetik radyasyon basitçe iki türe ayrılabilir:

1- İyonlaştırıcı Radyasyon (İyonizan veya İyonlayan şeklinde karşınıza çıkabilir.) (Ionizing Radiation.

-Bu tür radyasyon tehlikelidir.

– Bu tür hücre DNA’larına hasar verir.

– X-rays, radon, alfa parçacıkları ve beta parçaçıkları bunlara örnek verilebilir.

– Bu türdeki radyasyonun yoğun haliyle günlük hayatınızda çok nadir karşılaşırsınız.

– Arkaplan radyasyonu da bu türde yer alır.

2- İyonlaştırmayan Radyasyon (Non-ionizing Radiation)

– Bu tür radyasyon tehlikeli sayılmıyor.

– Bu tür hücre DNA’larına hasar vermez.

– Günlük hayatımızda sürekli maruz kaldığımız tür budur.

– Elektrikten, tutun radyo dalgalarına kadar, hatta gördüğümüz ışığa kadar olan her türlü yayılım bu kategoriye dahil edilebilir.

Elektromanyetik radyasyon frekanslarına göre tanımlanır. Ionizing radyasyon yüksek frekansa sahiptir dolayısıyla yüksek enerjisi vardır, non-ionizing radyasyon düşük frekansa sahiptir dolayısıyla düşük enerjisi vardır.

Frekansları da Hertz(Hz) denen bir birimle ölçüyoruz. Alman bir fizikçinin soyadı aynı zamanda. Hertz 1 saniyedeki dalga sayısı olarak özetlenebilir.

Önemli olan bu Hz miktarına bağlı olarak dalgaların taşıdığı enerjidir. Çevremizdeki cihazlar radyo dalgaları yayarlar. Bu dalgalar 30 kHz(30.000 Hz) ile 300 GHz (300 milyar Hz) arasındadır genellikle. Televizyon yayınları, radyolar, Wi-Fi cihazları bu aralığı kullanır.

Vücudumuz bu sinyaller ile karşılaştığında bunları emer.

Non-ionizing Radyasyonun Bize Etkisi Nedir?

Vücut bu sinyalleri emer dedik. Peki zararlı mı bu? Kansere yol açar mı?

Basitçe: Hayır. Ancak %100 bilmiyoruz.

Açıklama: Bu vakte kadar yapılan neredeyse bütün araştırmalar çevremizdeki bu dalgaların herhangi bir kansere yol açtığını veya kanseri ilerlettiğini göstermedi. Ancak insanlardaki biyolojik çeşitlilik, ömrün ve hastalıkları birden çok etkene bağlı olması, ve kontrol edilebilir çevrelerin olmaması bu araştırmaları zorlaştırılıyor. Bir insanı laboratuvara sokup ömrünün sonuna kadar orada tutamazsınız. Tutsanız bile sonuçlar yine net olmayacaktır. Bu nedenle araştırmalar mükemmel sonuçlar doğurmuyor. Fare ve benzeri laboratuvar hayvanlarında yapılan araştırmalar ise yine herhangi bir kanser etkisi bulmadı.

Ancak radyo dalgalarının biyolojiyi etkileyen önemli başka bir yanı daha var. Isı. Radyo dalgaları çarptıkları yeri ısıttıkları biliniyor. Hatta evinizdeki mikrodalga fırınlar bu prensibe binaen çalışıyor.  Dolayısıyla telefonda uzun süre konuştuğunuzda oluşan ısının bir kısmı radyo dalgaları tarafından üretiliyor. Ancak bu dalgalar vücudumuzdaki biyolojik yapıyı bozacak kadar yüksek ısı üretmiyorlar.

Kan akışını etkilediğine dair yapılan iddialar sonucunda yapılan araştırmalar sonucunda yine herhangi bir bulguya rastlanmadı. Yani kan akışınız bu sinyallerden etkilenmiyor.

Glikoz metabolizmasının etkilenebileceği iddiaları üzerine yapılan iki küçük araştırma tutarsız sonuçlar verdi. Birinci araştırma anten yakınındaki tarafta glikoz aktivitesinin arttığını gösterirken, diğer araştıma tam tersi bir sonuç verdi. Bu araştırmaların yazarları bu bulguların ilk sonuçlar olduğunu ve glikoz metabolizmasının sağlık üzerindeki etkisinin henüz bilinmediğini de aktardı.

Tümörler ve diğer kanser türlerine üzerine yapılan araştırmalar da yine aynı spnuçları veriyor, herhangi bir kesin etki yok.

Bu kesinlik ve limitli bilgi sebebiyle, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı radyo dalgalarını “olası kanserojen” olarak tanımladı. Amerikan Kanser Topluluğu buna dayanarak şunları aktardı: Cep telefonu ve benzeri cihazların kullanımı kanser oluşturma riskine sahip olabilirler, bundan dolayı kullanıcılar kulaklık takarak ve telefon kullanımını kısıtlayarak maruz kaldıkları enerji miktarını azaltabilirler.

Ayrıca kullanıcıları düşük SAR değeri olan cihazları tercih ederek maruz kalma oranlarını azaltabilirler.

Kaynaklar: https://www.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/radiation/cell-phones-fact-sheet#q1

https://www.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/radiation/electromagnetic-fields-fact-sheet 

http://www.who.int/peh-emf/about/WhatisEMF/en/

Buradaki kaynaklar ayrıca kendi kaynaklarını da barındırıyor, onları da kontrol edebilirsiniz. Ayrıca henüz yürütülmekte olan araştırmalar da mevcut. Onların sonuçlarına burada belirtilenleri değiştirebilirsiniz.


Arkadaşlarınızla paylaşın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir